ERBİL BOZTEPE -MAHKUM

Cama vuran yağmurun her damlasında sen varsın

süzülüp düşerlerken yere gidişin geliyor aklıma.

Hasret türküleri dinliyorum

hasretinle yanarken gönlüm

ahların ağından özlem çekiyorum.

Bilinmeyen sokaklarda buluyorum kendimi

yabancılığımın şaşkınlığı içinde çıkmazlar topluyorum.

Uzun uzun çalan bir düdük sesi ile çınlıyor kulaklarım

bilmediğim sokakta

bilmediğim suçu işlemişçesine

kulağımı tırmalayan o sesten kaçmak istiyorum.

Ürkek güvercin bakışları ile nefesimi dengelemeye çalışırken

birinin bu duruma el atmasını bekliyorum.

Düdük sesine sirenler eşlik ediyor

ben çıkmak istedikçe çıkmazlar beni kendine daha çok çekiyor.

Ellerimi kaldırıp bilemediğim sokakta

bilmediğim suçun sorumlusuymuşum gibi

bilmediğim kişilere teslim oluyorum.

Ters kelepçe ile apar topar götürülüyorum

gözlerim bağlı bilmediğim bir yere geliyoruz.

İçerde bir ses

ses emreden tonda.

Bilmediğim sokağın

bilmediğim suçun

bilemediğim sesin…

bütün dolaşmışlığı ile karanlıklarla sevişiyorum.

Bezmişliğimin ortasında

tanıdık blr ses geliyor,

sese kulak veriyorum.

Bu ses?

Evet evet bu ses, yüreğinin sesi!

Nasıl unuturum?

Hiçbir zaman kulağımdan

aşk dolu atışı gitmedi ki!

Neden duyuyorum?

Bilmediğim sokakta

bilmediğim suçu işlemişliğin sorgu odasında

nereden geliyor bu ses?

Bir el gözlerimdeki bantı açıyor.

Gözlerim ortama alışmak için çaba harcıyor.

Görüyorum!

Görmem ile gözlerimi sıkı sıkı kapatmam bir oluyor.

Aman Allah’ım, inanamıyorum!

yüreğindeyim ve yabancılaşmışlığımın

bilinmez sokağında

seni sevmenin suç olduğunu bilmeden

yüreğinde dolaştığımı anlıyorum.

Boğazım düğümleniyor

gözlerim yağmur yağdırıyor.

Sırılsıklam uyanıyorum gördüğüm düşten,

düşlerde bile yüreğini gardiyanlar bekliyor.

Ben yüreğine mahkumluğumun

tek kişilik hücresinde

koşulsuz sevmenin

cezasını çekiyorum.

Bir ses her yeri inletiyor

Allah kurtarsın!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir